Azbuz Toolbar Video V-kart Profilim Arama Yardım Çıkış Video V-kart Üye girişi Yeni üyelik Arama Yardım Benim de bir sitem olsun Sonraki site Sonraki site Azbuz Toolbar
Buradasınız: Azbuz --> Hayvan Özgürlüğü --> Adem'le Havva'nın Musevi kedisi!
02 Aralık 2008, Salı
 
<< ANA SAYFA
 
SİTE SAHİBİ
sinan izmir


31
İzmir
Şikayet Et
 
Bu sitede Tüm Azbuz'da
 
SİTE ETİKETLERİ
 
SİTE KATEGORİSİ
Diğer
 
GİRİŞ:
E-posta:
Şifre:
Beni Hatırla
 unuttum
AKTİF FORUMLAR
[] Hayvan Özgürlüğü Dayanışma Forumu
-->> Diğerleri
OYLAMA
Hayvan Özgürlüğü Sitesi'ne nasıl ulaştınız?
İnternette arama yaparken gördüm
Bir tanıdığımdan duydum
Posta kutuma gelen bir slayt gösterisinde gördüm
Diğer
--> Diğer Oylamalar
rss link
 
ADnet Reklamları
 
Adem'le Havva'nın Musevi kedisi!

Hikayat standart ve meşhurdur.. Çamurdan yaratılan Adem için Tanrı, Ademin kaburga kemiğinden Havvayı yaratır. Cennet bahçelerinde gezinen çift Şeytanla karşılaşınca hepimizin kaderi değişir.

Hayatın sırrını barındıran Yaşam Ağacının yasak meyvesini Adem ile Havvaya ikram eden Şeytan insanoğlunu kandırır. İlk günah işlenir. Tanrı bu aşık çifti affetmez ve Dünyaya sürgüne gönderir, ta ki kıyamet günü gelene kadar. Bu dinsel mit, semavi dinlerin hepsinde ufak tefek farklılıklarla mevcut. Ama.. Musevi dininde Adem ile Havvanın hikayesine bir motif daha bulunmakta. Üstelik tüm yapıyı değiştiren bir motif!

Musevi din bilgisi Talmuda göre işin içinde bir de kedi vardır.. Kedi motifli hikaye şöyle.. Ademin ilk eşi olan Havva, Ademi Hayat Ağacının yasak meyvesinden yemeye ikna etmeye uğraşmış ve Adem bunun üzerine Havvaya kızıp küsmüş. Tanrı Ademe Havvaya dönmesini emretmişse de Havva Ademle olmayı reddetmiş. İsteğini zor kullanarak gerçekleştirmek isteyen Ademin saldırısı karşısında Havva Tanrının gizli ismini ve cennetin güllerinin ismini haykırmış.



Tanrı Havvaya Ademi yasaklamış ve onu yedi kez yedi gün çöle göndermiş. Bu yalnızlığında Sonsuzluk Denizine ulaşmış ve kendini öldürmek için denize atmış. Havva Cennet'in kapısında bekleyen Şeytanla tanışmış. Şeytan Havvadan çok etkilenmiş ve onun cennete girmesine izin vermiş. Havva Cennete girmekten vazgeçip kendi bahçesini kurmuş ama bu bahçede Hayat Ağacını büyütemeyince bahçesini yıkıp Cennete dönmüş. Cennette yasak meyveyi yedikten sonra da yılana dönüşmüş. Böylece istediği canlıya dönüşebilme yeteneğine sahip olmuş. Havvanın diğer ismi ise Lilith'dir. Tanrı tarafından tekrar dünyaya sürülünce Lilith, El Broosha isimli bir siyah kediye dönüşür.

Gerçekliği elbette tartışmalı bu dini yoruma göre yerkürenin ilk kedisi budur. Yani bizimle yaşıttır bu kedi. Bu zaviyeden bakılınca denebilir ki, yaratılışın insandan sonraki ilk iki canlısı kedi ve yılandır.



O kedinin ismi Müezzadır!

Türk-İslam kültürünün kedilere ilişkin günümüze yadigar en kalıcı nasihati kuşkusuz Hz. Muhammedin yeleğinin üzerinde uyuyan kediyi rahatsız etmemek için yeleğini kesip atması öyküsüdür.. Bir de dört ayak üzerine düşmenin sırrı olarak aktarılan peygamberimizin bir kedinin sırtını sıvazlaması kıssası!
Ancak genellilikle küçük çocukların bilmeden kedilere eziyet etmesinin engellenmesi için kuşaktan kuşağa anlatılan hikaye kıvamındaki bu öykü hazreti Peygamberin kedi sevgisini tam açıklamaz. Esasen bu kedinin nitelikleri de pek bilinmez.. Ev kedisi midir, sokak kedisi midir, sırtı sıvazlanan ve bu andan sonra kedilerin hep dört ayak üstüne düşmesini neden kedilerin atasının o olup olmadığı hep merak konusudur.

Anlatılanlara göre peygamber efendimizin kedisinin ismi Müezzadır.. Hz. Muhammed kedisi Müezzayı o kadar çok severmiş ki, Müezza bir gün sedirde oturan Hz. Muhammedin giysisinin ucunda uyuya kalınca kediye kıyamayan Hz. Muhammed, giysisini keserek sedirden kalkmayı tercih etmiş.



Müezza çok muhtemelen bir sokak kedisi.. Mekkenin kavurucu sokaklarından Hz. Muhammedin ilgisi ile kurtulmuş. Kendisi de sıkı bir kedi dostu olan ve hadisleri aktaran Abu Hurayra (anlamı kedi babası demektir) Hz. Muhammedin kedilerin ticari alım satımını yasaklattığını söyler.

Yine onun vasıtasıyla aktarılan bazı hadislerde kedisine eziyet eden bir kadının cehennemde çektiklerinden bahsedilir. Mesaj oldukça açıktır. Kedilere iyi muamele şarttır. Bir başka efsane önerme Bir kediyi öldürürsen yedi cami yaptırman gerekir yaptırımıdır.. İslamiyetteki bu gizli kedi sevgisi sebebi kesin verilere bağlanmış değil. Ancak uygulamalar Kedilere ilişilmemesi yönünde!
Ancak yukarıda anlattığımız hem Musevi kedi yorumu ve hem de dört ayak üzerine düşme nedeni ile bağlantılanabilecek bir öykü var.. Bir yılan Hz. Muhammede gelmiş ve kendisinden yardım istemiş. Hz. Muhammed de yılana yardım etmiş. Fakat yılan Hz. Muhammedi sokmaya kalkışmış. O sırada bir adam yetişip kedisini yılanın üzerine salmış. Yılanın zehirli ısırığından kedi sayesinde kurtulan Hz. Muhammed kedinin sırtını okşamış. O gün bugündür kediler sırt üstü yere düşmezlermiş.


Tapınağın kedileri...

Dan Brownun Da Vinci Şifresi ve Leonardo üzerinden Tapınak Şovalyeleri üzerine çok şey anlatıldı.. Ama ritüelleri içinde kedileri bir esin kaynağı olarak gördükleri üzerinde hiç durulmadı.

Tapınak Şövalyelerinin sahip olduğu gücün bir gün her krallığa ya da Vatikana yönelmesinden korkan Fransız Kralı Güzel Philip (IV. Philip) ve dönemin Papası V. Clement, gizli bir plan yaptılar. Ekim 1307de Fransız Kralı Güzel Philip şövalyeleri toplantı bahanesi ile denetimindeki bir kaleye çağırıp yüzlercesini bir anda yakaladı ve birçoğunu işkence ile öldürdü.



Hayatta kalan Tapınak Şövalyeleri yaşamlarını kurtarabilmek ve kültürlerini devam ettirmek için yeraltına indiler.. Yakalananlar engizisyonun ağır eziyetlerle dolu sorgulamasına tâbi tutuldu, bir kısmı halk önünde yakıldı. Tapınak Şövalyelerine engizisyonda yönlendirilen suçlamalardan biri de kedileri idolize etmek, kedilere tapınmak ve kedilerden ilham almaktı.



Tapınak Şövalyeleri'nin bir kısmı Engizisyon'un ağır işkencesi altında bu suçlamayı kabul ettiler. Kediler gerçekten Tapınak Şövalyeleri'nin ilgi alanına girmişti ama kedileri şeytan ile bir tutan dönemin bağnaz Hıristiyan anlayışının saldırganlığı sadece kedilere değil kedilere ilgi duyanları da şiddet çemberi içine aldı. Tapınak Şövalyeleri, Ortaçağ'da öldürülen milyonlarca kediyle aynı kaderi paylaştılar. Muhtemelen, zaman zaman Türkiyenin gündemine gelen kedi yakan satanistlerin back-groundunda da bu türden bir aptallık mevcut.
Kedilerin evrensel güçlü olan yaşar prensibinin en sağlam örneklerinden olduğunu kabul kadar, tüm dinlerin hatta, tek tanrılı dinler öncesi dönemin ilgi duyulan yaratıkları olduğunu da kabullenmek gerekiyor.

Örneğin Mevlana'nın velilerinden biri olan Pir Esad Sultan ya da yaygın lakabıyla Pisili Sultan, tıpkı Hazreti Muhammed ile ilgili hadisleri bizlere aktaran Kedi Babası lakaplı Ebu Hureyre gibi kedileri çok severdi. Öyle ki kedisi ölümünden sonra sandukasının hemen sol tarafına ayakucuna gömülmüştü. Kim bilir Pisili Sultan'ın ayakucunda yatan bu kedicik, Mevlana'nın Mesnevi'sini süsleyen o muhteşem şiirleri sultanının eteğinde doğrudan Mevlana'dan dinlemişti.
Elbette hiçbir din kedilerle ilgili bir inanç mimarisini sunmaz. Bu tür bir anlayış hatalıdır da.. Ancak kedilerin mistik bir yönü olduğu da muhakkak. Çünkü hemen tüm tali inanç pratikleri kedilere bir şekilde gönderme yapmakta...

sevcan öztürk tarafından gönderilen tüm yazılar
Bu yazı 20/04/2007 tarihinde yayınlandı. sinan izmir tarafından 22/04/2007 tarihinde güncellendi. 4311 defa görüntülendi.
YORUM BIRAKIN
Yazının puanı: 1.8 (6 kişi)
ETİKETLER



Bu yazıyı arkadaşına gönder
Kimden : Kime :
Baş Yazı | Haberler | Yazılar | Özgürlükçüler | Hayvan Özgürlüğü | Hayvan Özgürlüğü Ana Sayfa | Forumlar | RSS
© 2006 Azbuz.com. Her hakkı saklıdır. Blog tutmak ve site yapmak için Türkiye'de bir numara.