Azbuz Toolbar Video V-kart Profilim Arama Yardım Çıkış Video V-kart Üye girişi Yeni üyelik Arama Yardım Benim de bir sitem olsun Sonraki site Sonraki site Azbuz Toolbar
Buradasınız: Azbuz --> Hayvan Özgürlüğü --> MUSLUĞU ANA VANADAN KAPATMAK
02 Aralık 2008, Salı
 
<< ANA SAYFA
 
SİTE SAHİBİ
sinan izmir


31
İzmir
Şikayet Et
 
Bu sitede Tüm Azbuz'da
 
SİTE ETİKETLERİ
 
SİTE KATEGORİSİ
Diğer
 
GİRİŞ:
E-posta:
Şifre:
Beni Hatırla
 unuttum
AKTİF FORUMLAR
[] Hayvan Özgürlüğü Dayanışma Forumu
-->> Diğerleri
OYLAMA
Hayvan Özgürlüğü Sitesi'ne nasıl ulaştınız?
İnternette arama yaparken gördüm
Bir tanıdığımdan duydum
Posta kutuma gelen bir slayt gösterisinde gördüm
Diğer
--> Diğer Oylamalar
rss link
 
ADnet Reklamları
 
MUSLUĞU ANA VANADAN KAPATMAK

MUSLUĞU ANA VANADAN KAPATMAK

Meraklıysanız görmüşsünüzdür o kara görüntülerien azından televizyonlarda gazetelerde tanık olmuşsunuzdur o gözünüzü kapatıp, gerçeklerden bir süreliğine uzun kalma ve narkoz içinde yaşama dünyasında kalmaya

Sordunuz mu kendinize bu şeytan sizin peşinizi ne zaman venasıl bırakacak? Hele Türkiyede bu kadar sorun varken?

Size hemen çarpıcı örnekler vererek işe başlayalım konuya dilerseniz:

Bir çift köpekten 6 yılda ortalama kaç köpek ürer eğer kontrol etmezseniz biliyor musunuz? hadi tahmin edin 100 mü? 500 m? 2500e ne dersiniz? abartıyorum galiba değil mi? gelin şunu 5000 diyelim ne kadar büyük bir rakam değil mi.. düşünsenize kısırlaştırılmamış iki çift köpekten 5000 tane sokak köpeği üreyebiliyor yani ortalama küçük bir kasaba boyutu kadar.. her yer it kedi dolabiliyor.. bunun çözümü ise itlaf mı? toplu zehirleme ya da vurarak kent ortasında katliam mı yapmak?.. siz zaten öldürmeye başladığınız zaman doğa yasası gereği onlar bir batında 4-5 tane yavru yapacaksa kendi türünü korumak için bu sefer bir batında 10-12 tane bile yavru doğurabiliyor yani itlaf da etseniz, barınağa da tıksanız, onlara zulüm de yapsanız , yurtdışına da yollasanız, Büyükadada atalarımızın yaptığı gibi oralara atıp aç da bırakıp birbirlerine parçalatsanız sorunuç özemiyorsunuz Kaldı ki bu durumlar çözüm olsaydı biz belki bu eğitime katkısıolsun 7'sinden 70'ine herkes bilgilensin gözlerini kapamasın diye bu dergiyi bile çıkarmazdık değil mi?  Bu yavrucaklar, bu masum canlara gözlerimizi kapamaz zorunda kalmaz içimizdeki merhamet duyguları bu kadar yoğun olmazdı


Bu arada ben size samimi bir itirafta bulunayım mı? Yukarıdaki rakamı lütfen 5000'den 60.000'e çıkarın!.. Unutmuşum 5000de kalmış 6 yılda 60.000 hayvancağız.. sokaklarda barınaklarda trafik kazalarında itlaf ekiplerinin zehirli iğnelerinde Kısırlaştırma bile bu kadar sayı ile başa çıkamaz hem maliyeti, hem emeği gereği altı üstü iki kedi köpeği kısırlaştırmamanın ulaştığı rakamın korkunçluğunu size bir kez daha vurguluyorum tam altmışbin!..

ÇÖZÜM :

Bu yazıda amacımız asla üzülmek şikayet etmek ağlama duvarıolarak birbirimize dertlerimizi anlatmak değil. Amacımız çözümü de göstermek.

O zaman okumaya devam edelim. Türkiye'ye kaçak yollardan (yani ithal edilen) getirilen yavru köpekler, 200 ila 1000 dolara satılsa da, hızla üremesi sonucu bir süre sonra sokak köpeğine dönüşmekte. Bu canların maliyeti ise özellikle bunları eski doğu bloku ülkelerinden getiren beş parasız pulsuz yattığı yerden para kazanan bayanlar sayesinde büyük bir ticarete dönüşmüş durumda. Bir başka deyişle, bunların maliyeti onlara ortalama 10-20 dolar arasında ve bu yavru canlar poşetler içinde havasız ortamlarda yurdakaçak olarak sokuluyor. Petshoplara geldiğinde ise bu köpekler zaten yavru olmalarının getirmiş olduğu sevimlilikle hemen satılıyor

Satılamayan yavrular zaten sokaklarda satılanları da benzer akıbet bekliyor... sonra bir bakıyorsunuz İsviçre Alplerinde yaşaması gereken StBernard köpeği Marmariste sokak köpeği olmuş... Neden? sahibi bakamamış... yavru iken zevkini tatmış... canı sıkılmış... tüyü var, pisliği var, komşum istemiyor, çocuğum bakamıyor diyip kendini de kandırıp bir barınağın önüne atmış ya da sıcak bir iklim de çöplerden beslensin diye terk etmiş..

Öte yandan Türkiye'de birçok Hayvan barınakları ölüm kampı haline geldi. Bu hayvanları burada tutarak zaten YAŞAMAYA MAHKUM ediyoruz. Bunu hangi merhamet kabul edebilir? hangi vicdan, gözleri kapalı hayatta yaşayarak günlük yaşamına hiçbir şey olmamış gibi devam edebilir? birileri nasıl olsa bu işi çözer diye kendini kandırabilir? Buyurun buradan yakın? bu köpek sonradan ne yapar? ne eder? sakatlanır mı? ilacını kim verir? kim bir daha sahiplenir diye düşünmek yok? Sonra buyurun size binlerce cins sokak köpeği..itlafa hazır ..işkenceye hazır kuduz vs gibi hastalıkların yayılmasına ve insan sağlığına tehdit..

Biz İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu olarak ve tabii ki diğer konuya bilinçli ve bilimsel olarak yaklaşan derneklerin de desteğini alarak 5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasasında değişiklik önerisi üzerinde çalışıyoruz ve bu kaçak ithalatın/ihracatın durdurulması, ÜRETİM ÇİFTLİKLERİNİNVE PETSHOPLARIN DENETİM altına alınması  için TBMM'ye yasa değişikliği önerisi vermeyi planlıyoruz. Tabii bu iş o kadar da kolay değil. bu işten, yani bu kanlı veacımasız kapitalist ticaretten para kazanan, ekmek yiyen(!) bir o kadar da insan var.. parasını kazandıktan ve yavru zevkini tadan insanlarımız oldukça da bunun önüne geçmek olası değil.

Öte yandan siz nasıl yurtdışına istediğiniz köpeği götüremiyorsunuz bu ticaretin bu aşamaya gelmesine neden olan gümrüklerde çalışan görevlilerin de birkaç dolar rüşvet uğruna bırakın hayvan katliamını kuduz vs gibi ülke insan sağlığına verdiği zararı da düşünün yani 10-20 dolar rüşvet için oluşan pazara bakın... devletin vergi kaybı bir yana... kaçak ithalat adeta Nataşalar sayesinde körüklenmiş durumda ve onların üretmesine ve satmalarına izin verdikleri bu canlar sayesinde bu hanfendilerin 1 haftalık istanbul tatilleri de bedavaya gelmekte Nasıl olsa Eminönü, Kadıköy, Surdibi gibi yerler sağolsun zabıtalarca o kadar işleri varken  bir de itle köpekle mi uğraşacağız bu sıcakta diye denetlenmemekte ama belki ileride kendi çocuğunu sokakta ısıracak bir köpekten bulaşacak kuduz hastalığı bilinci olmayan devlet memurundan bunu mu düşünmesini bekliyorsunuz? ya da bir kaymakamın kalkıp da ben görevimi yaptım benim altımdakiler yapmıyor diyerek kendisini kandırmasını mı beklemek gerekiyor?


Artık bu döngü bir ticari sektör haline gelmiş durumda. Bu döngüden ciddi olarak para kazanan  tacir insanlar ortaya çıkmaya başladı. Düşünebiliyor musunuz? bu zavallılar üzerinden para kazanma gafletinde bile bulunabilen insanlarla beraberiz her gün. Sizce bunu binlerce fok balığını öldüren, kürk için hayvanları öldüren, balinaları katledenlerden ne farkı var? 

İhaleyle barınak yönetmeye ve inşa etmeye kalkan ve bu işten her nasılsa kar elde etmek isteyen işini bilir, alaylı müteahitlerden tutun, yurtdışına gemiyle uçakla (samur, vizon, pars, ayı değil) kedi köpek ihraç eden büyük iş adamlarına kadar Hatta belediyelerden gelen paraları bilinçsiz olarak harcadıkları için ne kadar iyi niyetli olsalar da işi beceremeyen ama kendini kandıran, boş zaman eğlencesi olarak buralarda tutunmaya çalışanlar. Bu korkunç vahşi ticareti yapanların bahaneleri ise nasıl olsa hazır: Ölüm kampı haline gelmiş barınaklar. Bu arada fırsat bulunca gizlice itlaf yapan belediyeler ve birbirini çekemeyen dernek yöneticileri. Yoksa yurtdışından gelecek ve sokak hayvanlarını öldürmek içinzehir ya da kibar deyimiyle ötanazi ilacı almaya aracı olan, bunun karşılığında  paraya boğulmak için aracı olmak isteyen dernekleri mi söyleseydim?

Tüm bu gizli sorunların yanında, ölüm ve işkence kampı haline gelen hayvan barınaklarıyla da sorun çözülemeyecektir. İthalat ve ihracat trafiği ile musluk tepeden akmaktadır ama bizler yeri temizlemekle uğraşmaktayız. Yani, aslında tüm enerjimizi musluğu kesmeye adamamız gerekirken biz  hâlâ kendini hayvan sever diyen ancak belki sıradan vatandaştan hayvanlara daha fazla zarar veren kişilerin kaprisleri ile bilinçsiz olarak yapmış oldukları hataları temizlemekle zaman ve enerji kaybettiğimizi kime anlatabiliriz? Hemen yanımızdaki  bizden olan arkadaşımıza mı?..

Küçük, insana özgü basit mücadeleler içinde aysbergin  su üstündeki yüzeyini bile görmek istemiyoruz.

Nasıl olsa canlarımızın dili yokya? Kimi kime şikayet etsinler?


Av. Ahmet  Kemal  Şenpolat

HAYTAP Hukuk  Danışmanı

İstanbul  Barosu  Hayvan  Hakları  Komisyonu  Başkanı


Not: Hayvan Özgürlüğü Sitesi insandışı hayvanların, insan müdahalesi ile kısırlaştırılmasına karşıdır. Gerçek çözüm, endüstriyelizmin ve kent tipi yaşam tarzının terkedilmesi, basit tekniğin kullanıldığı komünal köy tipi yaşam tarzına geçilmesidir. Fakat kent yaşamı içindeki koşullar düşünüldüğünde yukarıdaki yazıda oldukça önemli bilgiler ve sorunlar ortaya konduğu için, bir bakış açısı olarak yayınlanmıştır.

sinan izmir tarafından gönderilen tüm yazılar
Bu yazı 19/04/2007 tarihinde yayınlandı. sinan izmir tarafından 19/04/2007 tarihinde güncellendi. 286 defa görüntülendi.
YORUM BIRAKIN
Yazının puanı: 4.0 (2 kişi)
ETİKETLER



Bu yazıyı arkadaşına gönder
Kimden : Kime :
Baş Yazı | Haberler | Yazılar | Özgürlükçüler | Hayvan Özgürlüğü | Hayvan Özgürlüğü Ana Sayfa | Forumlar | RSS
© 2006 Azbuz.com. Her hakkı saklıdır. Blog tutmak ve site yapmak için Türkiye'de bir numara.